Sömestrın son haftasında arkadaşım ve ablamla Sultanahmet'e gitmiştik. Gezmeye, eğlenmeye desem yalan olur mu? Olmaz aslında. Sonuçta gezdik, eğlendik. Ama bir sebep daha vardı. İstanbul'da olan bilir, oralarda turist dolu. Biz gittiğimizde çevrede pek kimse yoktu o yüzden Topkapı Sarayı'na girelim dedik. Bir baktık orda bir sürü Asyalı var! Şimdi biz kendi kendimize Japonca ve Korece öğrenmeye çalıştığımız için arkadaşımla, onlarla konuşma niyetindeyiz. Öyle birkaç kişiyle konuştuk fotoğraf falan çekildik, çok güzeldi. Bir tane Japon bir kız ve arkadaşları vardı baya bir sohbet ettik onlarla. (Tabii biz önce nereli olduklarını sorup ona göre sohbet açıyorduk. Koreli'yse k-pop, k-drama falan, Japon'sa animee! İlk denememiz Çinli'ydi ve ne desek diye öylece kala kalmıştık, eheh.) Neyse konumuza dönelim, konuştuklarımızdan bir tanesi bize şekerler hediye etmişti. Bildiğimiz şeker işte. Ama onları özel kılan üstlerindeki Japonca yazılardı tabi. Kaç ay oldu hala yemedim ben o şekeri. Kıyamadım. Ama şöyle ilginç bir şey var ki artık abla medyum muydu neydi bilmiyorum ama hepimize seveceğimiz şeyler verdi. Benimki elmalıydı, elmalı ve limonlu şekerlere bayılırım ben. Ablamınki portakal, ablam da portakallı şekerleri sever ve Elif'inki de çilek. O da çilekli sever, eheh. (Gerçi bundan pek emin değilim, ama olsun. :D) Elif şuan ne yaptı bilmiyorum, ama benimki hala duruyor ve ablam kendininkini hemen yedi. >.< Ben anı olarak saklamak istiyorum. :P Üstündeki yazıları çevirebilmeyi de çok isterdim, ama araya kanji girince öylece kalakalıyorum çeviremiyorum, ühü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder